4 Eylül 2010 Cumartesi

Ali Sirmen'in "Neden Hayir" yazisi uzerine.

Cumhuriyet Gazetesi yazari Ali Sirmen'in kosesindeki yazisi "Neden Hayir".Dayanagi Basbakan'in kendi aciklamalari.Mutlaka okuyun.

Eşinin okuduğu ve bunu yaz dediği, Erdoğan'ın bir açıklamasını köşesine taşıyan Sirmen, yazısında neden "hayır" vereceğini şöyle anlatıyor....
Son zamanlarda, artık "evet mi hayır mı?" sorularından bıkmaya başlamıştım ki, Mine cumartesi günkü gazetelerden birinde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir açıklamasını okudu ve hemen buyurdu: Her şeyi açık açık anlatıyor. Sen de bunu yaz da herkes görsün!Bir köşe yazarı, karısı yaz deyince, yazmaktan başka ne yapabilir ki? Ben de yazıyorum.

Bakın Tayyip Erdoğan perşembe günü katıldığı iftar yemeğinde ne demiş:"İnanın ayaklarımızda pranga var. Biz prangaları çözemediğimiz sürece, sizler belki dışarıdan zannediyorsunuz ki, parlamentonun yüzde 65'ine sahipsin çöz de git! Neyi çözüyorsun?Türkiye'de parlamentonun da, yürütmenin de üzerinde bir yargı gücü var. Seni engelliyor. Ben bugün vali ataması yapamıyorum. Seni engelliyor. Atadığım valiyi geri iade ediyor aynı anda. 23 kere bir müdürü geri iade ediyor (geri iade ediyor denmez ama üslup Başbakan'ındır aynen koruyorum A.S.) Ben bir yürütme ve hükümet olarak, istediğim müdürü istediğim yere atayamazsam, istediğim valiyi istediğim yere atayamazsam, bu ülkede ben nasıl icrai faaliyet yapacağım? Halkın karşısına o mu geliyor, ben mi geliyorum?.. Yarın beni siz yargılayacaksınız, vatandaş yargılayacak. İyi yaptın kötü yaptın diye bana diyecek olan kim. Onlar halkın karşısına çıkmıyor ki, ben çıkıyorum halkın karşısına. Hesabı veren ben, ama gelip bana zulmeden de o. Bu böyle yürümez. Onun için bu anayasa değişikliğine evet istiyoruz.

Tayyip Bey'in 23 Nisan 2010 yılında koltuğunu sembolik olarak küçük bir çocuğa bırakırken söyledikleri de şuydu: Artık mühür sende, ister asarsın, ister kesersin!Tayyip Bey'in bu iki konuşması 12 Eylül'de anayasa referandumunda neden hayır oyu vereceğimi gayet iyi açıklıyor.Görüyorsunuz Tayyip Bey kendi sözleriyle açıklıyor ki, 12 Eylül oylamasının asıl gerekçesi kendi astığı astık, kestiği kestik yönetiminin önündeki yargı engelini kaldırmak. Tayyip Bey'e bu açık sözlü konuşmasından dolayı çok teşekkür ederiz. Bütün aldatmacaların ardında, gerçek niyetin ne olduğunu şimdiye dek hiç kimse, bu kadar net bir biçimde anlatamamıştı.Teşekkürler Tayyip Bey! "Hayır"ın en güzel en açık gerekçesini bizzat siz verdiniz.

...

Gayet anlasilir ve net.Dogal olarak bende Facebook'taki sayfamdan bu yaziyi paylastim.Her konusmasinin yapici oldugundan emin oldugum cok degerli bir dostum bu eylemimi  ve basbakanin elestirdigim diger yanlarinin onemli olmadigini soylerek,asil onemli olan seyin Referandumun iceriginin polemikler arasinda halk tarafindan anlasilmamasi  oldugunu soyledigi bir yazi ile fikrini beyan etti.Tabiki katilmamak mumkun degil.


Arkadasimin yazisi ozel oldugundan alinti yapmiyorum.Ama yukarida soylemek istedigi seyi anladigim kadariyla yazdim.Bende haliyle bir yazi ile  dusunduklerimi beyan ettim.Oldukca rahatlatan bir konusma oldugu icin Blogumda kayit altina almak istedim.

....


Kardesim oncelikle medeni cesaretinden ve yaklasimindaki uslubundan dolayi seni kutluyorum.

Canim kardesim.Simdi once bu yaziyi paylasim nedenini soyleyeyim.Onu soylemeden oncede bu paylasimlari yaparken herhangi birine "hayir" baskisi yapma...digimi yada herhangi bir partiyi yada baskanini ornek gostermedigimi yada onlara bagli olmadigimi soyleyeyim.Yani burda ben benim.Yazar'da dusunduklerimi dile getiren Ali Sirmen.Dusuncelerimizdeki ortak yanlarda bu kadar cok olunca e haliyle paylasiyorum.Paylasmak guzeldir.

Benim cevremde zaten cok Akp secmenide var.Buda cok dogal herkesin cevresinde var.Coguda sevdigim,saydigim insanlar.Zaten insan olana kimsenin lafi yok,olamaz.Genel kanim bir cok insan Basbakani sozunun eri olan,varini yogunu milletine harcayan kendi iclerinden biri olarak goruyor bunun icin cok guclu nitelikte bir bag kurmuslar.Pek tabi insanlarin birileri ile gonul bagi kurmasi normaldir.Hostur.Ama insanlar iste bu durumdan dolayi resmin tamamini goremiyor..Bak ben sirf sahsi durusunu begenmedigim bir lideri oldugu icin secmeni oldugunu dusundugum partiye oy vermedim !.Ustelik ailemde ve cevremde yillardir bu partinin secmeni insanlar var.Ki hic bir onemi yok.Vermeyecegimde dedim.

Hataliyiz.Biz yillardir hicbir resmin tamamini goremedik.Yada ufak,buyuk cikarlarimiz icin gormemezlikten geldik.Iste simdide aynen boyle bir donem.Eskisinden tek farki daha gosterisli olmalari.Hani bana duble yollari gostererek calisiyorlar abi butun oylarim onlarin diyen adamda oldu.Simdi satmadik birsey birakmadin..Ozellestirme diyorsun..Bak " Yagma Anilari" diye bir belgesel var Arjantinde ozellestirme diyerek ulkenin ozkaynaklarinin ve gelirinin cok uluslu yabanci sirketler tarafindan nasil hortumlandigini anlatan ibret verici bir belgesel.Herkese tavsiye ederim.Biz ulkemizi konu olan boyle yapitlar goremeyiz.Ama dunden bugune benzerlikleri cok.Bilginiz seylerde olsa bu benzerliklerden akliniz sasacak !

..konumuza donelim.Herseyi sattin.Hatta bugun okudum 300 den fazla "Deniz Feneri"nide sattin coluk cocuk ezelden bu meslekli insanlara kapiyi gosterdin..Hemen taze taze o arazileri satisa cikardin..Alanlarda yerel mafya yada diger agir abiler..Simdi biz okumazsak arastirmazsak nerden haberimiz olacak !.

Bunlari yaptin herseyi sattin.Satarkende yunanlisi,israillisi,amerikalisi hep yabanciyla calistin..Ovunerek soyluyorsun Cumhuriyet tarihin en buyuk en fazla gelir getiren ozellestirmelerini yaptin..Sonuc?.Yine cumhuriyet tarihin en fazla dis borcu..Yine aclik..Yine toplumsal kriz..Yine issizlik.Oda son aylar issizlik dustu diyorlar.Hala rekor seviyede..Tehtit edip isci alacaksin demesine ragmen.Bugun Basbakan Turkiye Odalar ve Borsalar Birligine gider yapiosun sozunu dinlemedi isci almadi diye..

Ozetle buzdaginin gorunmeyen yuzu aci kara bir tablo..Eskisinden pek fazla bir farki yok.Simdi diyeceksin eskisi ne yapti.Eskisininde kokune kibrit suyu !.Benim derdim Recep,Kemal yada eski yeni herhangi birsey degil.Benim derdim insan gibi yasamak.Tansu sicti memleketin agzina Mesut'ta,Chp'liside Mhp'liside simdi biz bunlarin arasinda ordasin burdasin diye kapisiyoruz e don bak guzel kardesim dedelerimizin hayatina babalarimizin hayatina simdide kendi hayatimiza ne degismis ?! ayni talan duzeni ayni hirsizlik ayni agalik ayni kolelik ayni bolunmusluk !!

Isyanim bunadir.


E Basbakana bakiyorum.Simdi sen gittigin her yerde goz gore gore ajitasyon yapip,kendinden olmayan herkesi halka dusman edersen,hedef gosterirsen bunu yaparkende hatta ulkeyi yonetirkende kendine her turlu hakki reva gorursen,herkesi suclu ...sucsuz sirf kuyruguna bastigi icin iceri atarsan,konusana cezaevinii adres gosterirsen,sana muhalif yazarlarin yazilarina dikkat etsin diye patronlarina sen sorumlusun yarin bana aglama diye tehtit edersen, rengini belli etmeyene bertaraf olursun dersen,insanlarin inanclarini somurursen,insanlarin sereflerini haysiyetlerini pirince,bulgura hatta ve hatta altina,buzdolabina donustursen,kendi zumreni zenginlestirip,kendinden olmayan herkese kan kustursan,ciftciye isciye hakaret edip,surundurup gozbebegi memuruna toz kondurtmassan,tipki burda oldugu gibi halkida vatanida ortadan ikiye bolmek icin birbirine zitlastirirsan !!! tum hayatin boyunca her turlu amerikan dusmanligini yapip (ki sahsi dusuncem amerika herkesin ortak dusmani olmalidir) ama bugun hala onlarla pislik ve bolunmusluk kokan bir iliski icindeysen liste uzar gider kisa keseyim ben seni cok samimi bulmam.

Bana senin icin askerin anayasasini degistiriyorum senin icin yapiyorum dersen ben yine seni cok samimi bulmam..Herkes bakmaz.Ama benim gibi bakan,okuyan,dinleyen var..Bir kere bastan kaybediyorsun..Bir ulkede anayasa degisecekse mutlak cogunlukta uzlasi arayacaksin..Diyosunki ben teklif ettim hemen su koyverdiler..Kim su koyverenler senin disindaki tum partiler,kim bir cok sivil toplum kurulusu,kim bir cok sendika..Destek verende cok.Ama nasil vermesinki..Sen tehtit ediyorsun yetmiyor Bakanlarin tehtid ediyor yetmiyor valilerin belediye baskanlarin hatta zabitalarin tehtit ediyor yada orada burada devletin imkanlari ile sana oy topluyorlar..

Allah askina boyle memleket yonetilirmi??

Boyle uzlasma olmadan dayatmayla Anayasa Degisikligine gidilirmi?

Zenginligin dillere destan..Bir onceki paylasimimda var altin kaplama musluklar italyan fayanslar..Bir evlada gemi aliyorsun otekine mucevher sirketi kuruyorsun,ozur diliyorum dile getirdigim icin ama mucevher sirketi kurdugun oglun ehliyetsiz kullandigi araciyla bir sanatciyi cignedi,kazazade 1 hafta hastenede yatti vefat etti.O nu bile ortbas ettirdin.Saga sola tehtit savurdun.Damadinin ailesine Tv-Gazete aliyorsun ki bugun hukumete destekte en on saftalar,bu tv-gazete icinde kaynagi devletin imkanlarini kullanarak halkin bankasindan sagliyorsun..Emine haniminda vukaatleri var ama bak kimse dile getirmiyor bende getirmiyorum bel alti olmasin..

Arkadas yani demezlermi bu ne perhiz bu ne lahana tursusu.

Bakin diyorum aslen isimler partiler onemli degil.Onemli olan bu tip insanlarin yonetiminde sonuc olarak bizlerin hep kaybettigi.

Aslinda soylenecek cok sey var ama.Bir sureden sonra insan yoruluyor..Insani yoracak kadar cok vukaati var basbakanin ve iktidarinin..Ki bak bu bile yanlis.Benim gibi dusunmeyen varmi ?.Tek adam olmus.Kral gibi parti ve (hukumetin basinda oldugu icinde) ulkeyi yonetiyor..

Seninle hic unutmadigim omrum boyuncada unutamayacagim mukemmel bir kardesligimiz oldu kucukken.Hala bazen aklima gelir en ince ayrintisina kadarda hatirlar ve mutlu olurum.Ki bilirsin insanlar cocukluklarina dair en ince ayrintilari pek hatirlamazlar.Degerlisin..Ne Tayyip Erdogan ne Kemal Kilicdaroglu nede bir baskasi bu kardeslige en ufak bir toz konduramaz..Cok onemli degil ama etnik kimlik siyaseti yapanlar duysunlar ! Biz zaten ayni tabaktan yemek yemis iki farkli kokenin evlatlariyiz.Kardesligin degerini iyi biliriz.

Sen ne istiyorsun? Adina konusacak kadar sana kendimi yakin goruyorum.Istiyorsunki huzur,baris,kardeslik..Ben ne istiyorum ayni seyler..

Sahsi dusuncem dogru insanlar degiller.Aksine cok ta tehlikeliler..Malum Amerikanin ortadogudaki enerji kaynaklari ve yeralti kaynaklarini yonetebilmek icin yillardir uygulamaya koymak istedigi hatta irak savasi bolgeye uzak deselerde Afganistan savasi ile adimini attigi Buyuk Ortadogu Projesi.Bugun Israil denen yilinan basi ile Iran'ida filtreden gecirme konusuluyor malum.Bu projenin bir baska sonucu Turkiyenin etnik bolgelere ayrilmasi..Neden?.Bolgesel yonetimlere soz gecirmek daha kolay olacak cunku.Bunu Basbakan dile getirdi.Esbaskaniyiz dedi.Iste anayasadan bi haber yurdum insani bundan da bi haber..Bilen muhalif insanlar.Ama onlarin cogu bile tehlikenin farkinda degil..Yada mumkun degil,kimsenin gucu yetmez diyorlar..

Yurtdisindayim yasadigim ulke bastan assagiya ozerk bolgelerle dolu..Herkesin kendi dili var bayragi var ozerk yonetimi var..Kotu birseyde degil..Aksine dogru yonetilirse huzur,baris getirir..Ama bu sekilde kutuplasarak,anlasilmadan,anlatmadan,ortak noktalarda birlesmeden asilacak bir surec degil..

Cok emek ister ozveri ister..Anlayis ister,kararlilik ister.

Onceki gun acilim yaptin,dun herkes bicakla ortadan ikiye kesilmis gibi karsi karsiya geldi ikiye ayrildi,bugun aradan cekildin..Ne etliye ne sutluye..Bir insanin guvenini kaybettinizmi geri gelmesi mumkun degil..Zaten bir ugraslarida yok..Her gun baska bir sorun..

Anayasa Degisikligi amacini bu kadar acik ve net belli etmis.Bende zaten iste tam bu yuzden sandikta hayir basacagim.Dileyen dilediginide yapar.Biz bugunleri yasariz.Secimlerimizi yapariz.Eger omrumuz yeterse neler olacaginida goruruz.Hem dedigin gibi bugun o gelir yarin baskasi gelir..Ama kim gelirse gelsin boyle bir yonetim anlayisi,bizim gibi tam gelismemis ulkelerde buyuk bir tehlikedir..

Bugun ben magdur olurum..Yarin sen.O bir gun baskasi..

Sevgiler canim dostum.
 

27 Ağustos 2010 Cuma

Omer..

Yoneticiler..

Bu genc insan,israrla usakligini yapmaya devam ettiginiz pis sistemin,toplumun bilgisine sunulmus (yada sunulabilmis ) son kurbanidir !!!.

..siz; tamamen savunmasiz desteksiz 3 kurus icin canini disine takanlari genc-yasli,meslekli-mesleksiz demeden tuketen bu "Garibanyer" sistemin atesini korladikca daha cok can alacaktir.

..ve ey kafasiz,vurdumduymaz,cahil yurdum insani; sen bu bozuk duzene ses etmedikce belkide siradaki kurban sen olacaksin..Yasadigini sanip (aslinda) bu sisteme kolelik yapmaya devam ederken,buyuk ihtimalle dogacak cocuklarinda hic bir secme sansina sahip olmadan siradaki potansiyel kurbanlar arasina girecektir..

..sen kafan ellerinin arasinda yarim saglik ve akilla,yetersiz bir hayati nimetten sayarak yasarken,bu sistemin kanunu koyan,uygulayan usaklari ile finanse edip butun parsayi toplayanlar (coluk,cocuk) senin hayal bile edemeyecegin sekilde zevk icinde yasamaya devam edeceklerdir.

...

Mine Şenocaklı/Vatan Gazetesi

Ömer’in ağlamaktan göz pınarlarında yaş kalmamış 83 yaşındaki Cevriye Ninesi bir telefon konuşmasını aktarıyor bana: “Biz onu ne yoklukla büyüttük kızım. Okuyup kurtulsun, aç kalmasın diye... Anası tarlaya giderdi, arkasından ağlardı Ömerim. Verecek bir şey olmazdı bazen, kuru mememi verirdim sussun diye... Üniversiteye başladı... Bir gün telefonla aradım. Nasılsın Ömerim dedim. İki gündür açım, param yok nine’ dedi... Yoklukla büyüttük, yoklukla öldü...”

Cenazeden önce varıyoruz Ağrı’nın Tutak İlçesi’ne bağlı Daldalık Köyü’ne... Öyle küçük bir köy ki, yol üstünde köyü gösteren bir levha bile yok... Sorup soruşturup bir yoldan sapıyoruz. Göz alabildiğine ağaçsız tepeler arasında önce bir minare, sonra da birkaç taş ev görüyoruz... Buğday ekinleri yeni biçilmiş, her yer sapsarı... Daha ilk gördüğümüz köylü sormadan anlıyor geliş sebebimizi... Bize eşlik ediyor...

Küçücük bir evde, tertemiz bir göz odaya buyur ediyorlar önce... Kenardaki bir çekyatta, bir kadın kendinden geçmiş yatıyor... Öğreniyorum ki, anne Herdem’i yeni getirmişler hastaneden... Başında bekleyen kızlarının ise ağzını bıçak açmıyor, ağlamaktan gözleri şişmiş. Herkes suskun... Ne yapacağımı bilemiyorum. Acı daha çok taze... Ömer toprağa bile verilmemiş. Ne soracağım, nasıl bir çocuk muydu diyeceğim? Onlar ne diyecekler? Yoklukla büyüttük, yoklukla öldü mü diyecekler? Bu düşüncelerle öylece odanın ortasında dikilirken omuzuma bir el dokunuyor, “Sizi yan odaya alalım” diye... Giriyorum bir başka temiz odaya... İçerisi kadın ve çocuk dolu... Bir dede ile ninenin yanlarına çöküveriyorum. “Başınız sağ olsun” diyorum, ellerini öpüyorum. Sanki bu sözü söylememi bekler gibi sıkıca sarılıyor Ömer’in babaannesi... Ağlıyor, ağlıyoruz... Ağıtları yüreğimi yakıyor... “Ah balam, ah yavrum... Kendi ellerimle yola vurdum Ömerimi... Gittim para buldum, getirdim... ‘Al yolluk yap, madem istiyorsun git İstanbul’da çalış’ dedim. Bilseydim der miydim, der miydim kızım?”

Peki nasıl bulmuş parayı Cevriye Nine? Soruyorum utana sıkıla... O da utanmış parayı isterken: “Amcam kızı vardı, ondan aldım. Diğer kızlarımdan aldım. 50 ondan, 50 diğerinden... Çok zor oldu. İnsan utanıyor istemeye... 200 lira bulabildim, Ömer’e verdim. 80 lirasını yol parası etti... ”

Üç ayda 250 lira yaşlılık parası alıyormuş Cevriye Nine... Hani elinden gelse hepsini verecek torununa ama... Herkes onun eline bakıyor Daldalık’taki iki göz odada... “Yurtta kalıyordu Ömer. Geçen yıldan borcu vardı. ‘Borcumu ödeyemezsem bu yıl okuyamam. Bin lira yurda veririm, geri kalanı da bana yeter’ demişti. Benim yavrum aç kaldı okullarda. Off of, çok zor!”

Gerçekten aç mı kaldı Ömer diye düşünüyorum, ama soramıyorum 83’ündeki Cevriye Nine’ye... O sırada akrabadan bir hanım alıyor sözü: “Kızım bak, aslını söylersen, bu çocuğun malı yok, tarlası yok, işi yok, evi yok. Hiçbir şeyi yok. İki kızkardeş, bir anne, bir kör nine, işte bu damda tek kalmışlar. Bu dam da onların değil. Aydın’a göç eden Kemal Arslan’ın evi. Allah rızası için bırakmış onlara... İdareten, 5 senedir burada kalıyorlar. Dededen kalma bir şey yok! Baba desen sağlıklı değil, bir gözü iyi görmüyor, beli sakat... Cigara içe içe iki kat olmuş, bir küreği kaldıracak hali yok. Borcu da çok... Bu çocuk da gelmiş, burada tutacak iş yok, tarlada çalışsa günde 10-15 lira alacak. Sabah ezanla gidiliyor, akşam ezanla dönülüyor... Demiş ki, gidip İstanbul’da çalışayım daha çok kazanayım. Elde avuçta yok. İnşaatta kıvrılıp yatıyor. Beş on kuruş koyayım kenara diye... O iskeleye çıkıyor. Zaten içi gaile dolu... Yoksulluk dolu, hasret dolu... Nasıl olmasın? Baba da gitmiş başka diyara çalışmaya, anası, ninesi evde bekliyor. Artık nasıl olduysa yavrunun eceli gelmiş, her şey bitmiş!..”

Öyle bir özetliyor ki Ömer’in kısa hayatını, içim ürperiyor... Bu kez Ömer’in teyzesi alıyor sözü, “Babasının biraz borcu vardı” diyor. “Neden?” diye soruyorum... ‘Böyle de soru olur mu?’ der gibi bakıyor yüzüme: “Alıyor yazdırıyor, alıyor yazdırıyor... Çoluk çocuk ne yiyecek? Borç büyüdükçe büyüyor... gün bulduğunu gün yiyorlar!..”

Hava dağılsın diye ortadan soruyorum. Nasıl bir gençti? Kadınlar tek tek anlatıyorlar:

“Sessiz, iyi biriydi...”
“Uzun boylu, hoş, esmer, siyah saçlıydı...”
“Ama çok da canlı değil idi...”
“İnce bir çocuktu. 21 yaşındaki bir çocuk nasıl olurdu canım!..”
“Öyle yaşıtları gibi alıngan değil idi, ama çok utangaç, çekingen idi...”
“Hayalleri olan biri idi... Edebiyat öğretmeni olacağım, memleketime geleceğim der idi...”
Hayaller deyince herkes susuyor yine... Kim bilir, kimin aklına hangi hali geliyor Ömer’in... Benim gözlerimin önünde kızkardeşi Leyla’nın yastığın altında sakladığı tek kare vesikalık fotoğrafı... Gözleri kara kara, hüzünlü bakıyor. Sanki sonunu biliyormuş gibi...

Kapı açılıyor, içeriye Ömer’in yaşlarında bir genç giriyor. Öğreniyorum ki Ömer’in amcasının oğlu Müslüm Çetin’miş... Hani, Ömer’e okuması için yardım eden Kütahya Dumlupınar Kaymakamı Mehmet Nuri Çetin’in kardeşi...”Ağabeyim hem beni okutuyordu hem onu... Biz engel olmaya çalıştık ‘Gitme’ diye, dinlemedi. En son bir hafta önce İstanbul’a gittiğimde gördüm. Gezdik, tozduk, konuştuk. ‘Köye gel’ dedim yine, ‘Biraz daha çalışayım’ dedi.” Devletten yardım almıyor muydu Ömer diye soruyorum Müslüm’e. “Ayda 200 lira burs alıyordu, biraz da ağabeyim yolluyordu” diye anlatırken, Cevriye Nine kızgın sözünü kesiyor: “Hükümetten bu para gelseydi, beni arayıp, “Nine ben iki gündür açım!” der miydi?”

Ah nineciğim, Muğla gibi turistik bir yerde okuyan bir öğrenci için 200 lira ne ki! Bunun kitabı var, çayı var, simidi var... Daldalık gibi değil ki Muğla... Bahçeden topladığınla, kümesten aldığın yumurtayla karnını doyurasın, geçinip gidesin! Ben bunları söylerken Müslüm devam ediyor: “Bir kendi olsa kolaydı. Ama evin tek oğluydu. Annesine, babasına yardımı olsun diye çırpınır dururdu... Böyle olmasa kazandığını eve gönderir miydi? Üniversiteyi kazandığına ne çok sevinmişti. ‘Annemi babamı kurtaracağım’ demişti. Kız kardeşi doğum yaptığında, 300 lira para yollamıştı, gidin beşik alın diye... 200 lira da eve yollamıştı... “

Biz böyle konuşurken ninenin aklına ne geldiyse, “Vallah billah yemek yemiyordu kızım... Pişirirdik, (küçücük avucunu gösteriyor), işte bu kadarcık yerdi” diyor. “Peki ne severdi nineciğim?” diye soruyorum. “Et ufalardı şehriye çorbasına anası, onu çok severdi... Bir de pirinç pilavı ile patates kızartmasını... İki bardak da çay içerdi hep!”

Sonra tam da benim utanıp da soramadığım yere geliyor Cevriye Nine: “Ah kızım o azıcık yiyen çocuk aç kalmış okulda... Bir gün aradım... ‘Balam, Ömerim nasılsın?’ dedim. ‘Nine’ dedi ‘Ben iki gündür açım, param yok...’ Kurban olam sana, üzülme, bulur yollarım hemen dedim. Kaymakam Nuri’nin yanına vardım. O da üzüldü, ‘Ben nasıl bilememişim’ dedi. Hemen para yolladı. Hep yolluyordu ama yetmiyordu. Balam, yoksulluktan gitti kızım! Yoksulluktan gitti çıktı o inşaatın tepesine, keyfinden mi çıktı?”

Araya teyze kızı giriyor bu kez: “Babaannesini başka severdi. Kimseye söyleyemediğini bir ninesine söylerdi. Bak yine ona açmış içini, dayanamamış arayınca” diyor...

Cevriye Nine gözü yaşlı devam ediyor: “Anası tarlaya giderdi, ağlardı. Verecek bir şey olmazdı bazen, kuru mememi verirdim sussun diye... Onu o kadar severdim. Biz onu ne yoklukla büyüttük, üniversitelere yolladık, kurtulsun diye... Yoklukla büyüttük, ama yoklukla öldü... Yoksulluk ateşten bir gömlektir kızım. Çok zordur, yaşamayan bilmez. Bilmez...”

Sesi gittikçe kısılıyor... Onun sesi kısıldıkça benim içimdeki acı büyüyor... 

24 Ağustos 2010 Salı

Tukenis..

Diyarbakir (Silvan’da) üç tekerlekli el arabasıyla zaman zaman sebze ve meyve satarak, zaman zaman da hamallık yaparak geçimini sağlayan 4 çocuk babası Hacı Örüç,iftarını açmak için geldiği evinde eşi Hediye Örüç’e yemekte ne olduğunu sorup, “Yemek yapacak bir şey yoktu, yemek yok” karşılığını alınca, bunalıma girdi. Çocuklarını sarılıp bir süre ağlayan Örüç, daha sonra evin mutfak-banyo bölümüne geçip, kendisini iple tavana astı.
...
Sorumlusu basiretsiz,is birlikci,ulke kaynaklarini yok pahasina satan ve bu olurken bizi rekor dis borclar altina sokan simdiki ve bundan onceki hukumetlerdir.Tabiki bu maddi-manevi tecavuzden her seferinde adeta zevk alirmiscasina,ne kadar ise yaramayan adam varsa basa getiren halk'tir.Kasikla verip kepce ile alan,haysiyetsiz para babalaridir.Yine halkin mutlak suretle bilmesi gereken gercekler dururken,servis haberlerle gerzek programlarla halki uyusturan medya kuruluslarinin,ruhunu uc kurusa satmis sahipleridir.

Bu kahpe duzenin kendi halkina ve devletine ihanet eden "fino kopekleri" umarim bir gun soyunuz,sopunuz bir daha yeseremeyecek sekilde sonsuza dek yok olursunuz.


Cokca uzerinde durulmali.Hic unutmamali.

Flu bir resim."Mahmutbey Ilkogretim Okulu" ve Anilari uzerine

1987-1992 yillari.

1-A dan 5-A’ya.

Ilk iki sene Ekrem Karabag hoca ile okuduk.Sonraki 3 yil ise Nurgen Yavuz hoca ile.Nurgen hoca biraz sertti.Cabuk sinirleniyordu.O donem kizsamda bugun goruyorumki bende bir cok sey yasadiktan sonra cabuk sinirlenen bir insana dondum.Yani onu daha iyi anliyorum ve artik hic kizmiyorum.Ekrem hoca'da sert bir ogretmendi.Ama onu ara sira vurdugu sert tokatlara ragmen cok severdim.Cunku her tokatin ardindan kullandigi bir iki  izah cumlesini bile anlardi kucucuk beyniniz.Size karsi duydugu sevgiyi hissederdi kucucuk yureginiz.Yada anlamak ve hissetmek icin hep hazirdiniz ve bu isinizi kolaylastirirdi.Cunku bazen bir insani sevmek ve ona saygi duymak icin bir sebebinizin olmasi gerekmez.Evet Ekrem hocami cok seviyordum ve sanirim bugun maalesef hayatta degil.Topragi bol olsun.

Ilk iki sene siyah onlukle okurken sonraki 3 sene bende olmadigi icin uzulmeme dayanamayan 'haklarini ne yapsak odeyemeyecegimiz kisiler statusundeki' annemin yine gucunu,emegini ustumuzden hic eksik etmeyen babama bir sekilde aldirdigi mavi onlukle okudum.

Okulun ust giris kapisinin saginda hademe Abdullah abinin evi,solunda ust okul binasi vardi.
Merdivenlerden iniste solda mudurun odasinin oldugu okulun en buyuk binasi,saginda kantinin oldugu bina vardi.Bugun milyon cesit gida varken,hala o simitlerin ve gazozun tadini hic bir seyde bulamamamiz ne garip degil mi?.Kantinin oldugu binada Ekrem Karabag hoca ile okudugumuzu cok net hatirliyorum.Yine o bina diger binalardan farkli bir girise sahipti ve binanin arkasi sayilan kisminda ince govdeli Akasya agaclari vardi.Bu arada bina dediysek resimdede net olmasada,gorundugu uzere tek katli gecekondugu andiran yapilardi bunlar.Iste o agaclarin oldugu alan okulun ust girisinin oldugu caddeye bakardi. Hani su Mesut arkadasimizin evinin oldugu,okulun ust kapisindan cikip 5 adimda vardigi evinin oldugu cadde :).Yalan yok ben kiskanirdim.Cunku her tenefuste geberene kadar oyun oynardik.Tabi yorgun duserdik ve okuldan bir kac kilometre uzakliktaki eve gitmek cileye donusurdu.Ha meyve mevsimi geldiginde hicbir sey sorun olmazdi zira Mahmutbey'in meshur bostanlarindan meyve,sebze asirip enerjimizi toplardik :)

Okula Cuma pazarinin acildigi caddeyi kullanarak gelenler bilir,o yolun basinda Kayisi ve Incir agaclarinin oldugu bir bostan vardi.Kayisi,Erik,Incir,Uzum,Citlembik...Yetmedi salatalik ve misir bile asirirdik.Tabi evde 'bostanci amca sagolsun istedim verdi' diye yalanlar uydururduk.Bazen ust uste bu yalani yemeyeceklerini bilecek kadar uyaniklasip,onumuze cikan ilk tarlada kurumus agac dallarindan yaptigimiz  ates ile kozde misir sefasi yapardik.

Iste o yolu kullanarak benimle birlikte gelen durumu benim gibi pekte iyi olmayan (benden daha kotu olan) arkadaslar,her Cuma ikinci tenefuste baslayan beslenme saatinde icinde donemin en efsanevi meyvesi olan muz'unda oldugu zengin bir ziyafet cekerdi.Cadirlarini yayip meyve sandiklarinin uzerine orten abiler sicak cay peynir ve zeytinle kahvaltilarini yaparken bendeniz kisacik boyuyla o cadirlarin altindan suzulurdum.Tabi disari ciktigimda basta beslenme cantam olmak uzere bulabildigim her yere (koynum dahil)  muz oncelikli meyve doldururdum.(Pazarci abilerim haklarinizi helal edin ve beni affedin :) ).

Yine o alanda yikik dokuk bir ev vardi.Cikan bir yanginda karisini ve cocuklarini kaybetikten sonra delirdigi soylenen (yanlis hatirlamiyorsam) adi 'Deli Ali' olan yaslica bir adam vardi.Ilk zamanlar cok korkardik.Taki bir gun o bolgede bulunan bir evin,(tasmasi olmayan) kopegi saldirdiginda cigliklarimiza kosup hayvani kovalayana dek.Sonralari yine  korksakta en azindan gordugumuzde 'nasilsin amca' diyip hatirini soruyorduk.Ufacik bacaksizlarin ellerini baslarina goturerek verdigi bu selamdan sonra yuzunde olusan hafif tebessumune bugun 'belkide mutluluk' diye anlam verebilirken,zor yakaladigimiz bu tebessumden sonra sanki bizi hic duymamis gibi cekip gitmesini ise artik  huzunlu bir an olarak algiladigimi belirteyim.

...
Okula donecek olursak.Okulun ust girisinde solda kalan binada Nurgen hoca ile okudugumuzu hatirliyorum. Birinin o binanin catisinda yilan oldurdugunu gunude hatirliyorum.Yada sadece soylentiydi ama oyle birseyler hatirliyorum.

Bizim Sayit olabilir.
Bizim siniftan olupta,Sayiti hatirlayan varmi?.Tam bir serseri :) ozellikle Nurgen hoca yi delirtirdi.Sayit'in 'yemin ediyorum bir gun antep fistigi,muz,cikolata dolu bir torbam olacak' dedigini yine akabinde yasanan bir gun bana 'burda bekle' ve ayni yasta olmamiza ragmen 'Abini izle oluuuum ' dedigini, bir kosu firlayip Mahmutbey-Bakirkoy munibuslerinden birine soforu olmadigi anda girip,bir kac dakika sonra bozuk paralarla topuk yaptigini soyleyeyim.Tabi sonrasi cennet gibi gecen bir gun ve hemen ertesi hic durmayan ishal !.

Evet evet.Okulu anlatiyorduk.
Mudurun odasinin oldugu binanin arkasi ise adeta yagmur ormanlari gibiydi her turlu bitki bocek mevcuttu.Bizim gibi deliler disinda kimse ugramazdi oraya.Yine merdivenlerden indiginizde once Ataturk bustu sonra tam karsisinda cesme vardi.Hani su bazi musluklari olmayan coklu cesme.Cogu zaman suyu kesilirdi zaten.Bu durumda suluklari olmayanlar yada sulari bitenler olanlarin suluklarindan demlenirdi.Bizde ayni yontemi uygulayinca herkes susuz kalirdi.Cesmenin sol tarafinda govdesinde koca bir delik olan eski cam agaci vardi.Bazen o delige girip digerlerini izlerdim.O cam agacinin yaninda okulun buyuk kapisi vardi.Hatirlayanlar bilecektir,o dev gibi kapiya bir sekilde tirmanip tuyerdik.Yine o kapinin oldugu tarafta bir kirtasiye vardi.Sanirim tek kirtasiyemizde oydu.Dondurma ve Meybuz satardi.Dondurmaya para yetismediginden,hafta sonu pazarlarda soguk su satarak kazandigimiz parayla ozellikle cesmelerin bozuk oldugu zamanlarda meybuzlarla hayata donerdik.

Mudurun odasinin oldugu binanin hemen yaninda da tuvalet vardi.Malum tuvaletin tavaninda harcliyken yapilmis bir el izi ve tam hatirlayamadigim korku dolu hikayelerimiz vardi.Cunku bize gore o el izini bir canavar yapmisti ve tuvalete gittiginizde ortaya cikip sizi yiyebilirdi.Bazi arkadaslarin okulun duvarlarina isedigini hatirliyorum.Ben ise genellikle biri gelene kadar orada beklerdim :)

Cesmenin oldugu uzun ve duz duvarin,tuvalete sirtinizi verdiginizde hemen saginda kalan kisminda duvara yakin bir agac vardi.Bazen kopekler oraya yavrulardi.Seslerini duyar,gider severdik.

Okulun assagisinda yemyesil tarlalarin oldugu alanda,ayamama deresinin yakininda bugun tamamen yok olmus agaclik alanlar vardi,havalar isindiginda sinifca hatta yanlis hatirlamiyorsam okulca piknige giderdik.Tabi o zamanlar ayamama temiz akabiliyordu.Ayni alanda erik agaclarida mevcuttu.Bir tanesi eskimsi kirmizi erik agaciydi.Digerleri papaz erigi agaclari.Bogurtlen ve Dut agaclarida vardi tabi.Yine bir cok agacta kus yuvalari vardi.O agaclardan birinde ara ara gidip kontrol ettigim bir yuva vardi.Bir gun iki yumurta gormustum yuvada.Birine bakmak icin elime aldim,heyecanlandim ve dusurdum.Cokta uzuldum tabi.

O donem agaclari,tarlalari,minik su birikintilerini oralarda yasayan hayvanlari cok iyi bilirdik.Herseyi yasayarak ogrenirdik.Tabi o donem agaclarimiz,yemyesil tarlalarimiz ve hayvanlarmiz vardi.
Bu anlattiklarim size cok detayli gelmis olabilir.Ama aslinda bir cok seyi hatirlamiyorum.Yada en kotusu tamamen unuttum.Bir cok arkadasimin ismini, cismini unutmus bir haldeyim.Aslinda bir cok sey, okulumuza ait bu eski foto gibi 'flu'.Ama yinede hatirlayabildiklerimle,o donemde cocuk olmus o tarlalarda kosturmus agaclarina cikmis,meyvelerini yemis,kendi kendinide yetistirebilmis biri olaraktan cok mutluyum.

Son olarak diyecegim sudur.Cocuklugumuzdaki gibi baska bir gozle goremesekte hayati,en azindan dersimizi alip simdi yasadigimiz dostluklarin,arkadasliklarin ve yaptigimiz seylerin degeri bilerek ve sindirerek yasamaliyiz.

Daha sonradan 'flu flu' hatirlamamak ve hatta en kotusu unutmamak icin!

Memoria del Saqueo (Yagma Anilari).

Bilincli Vatandaslarin dikkatine !

Memoria del Saqueo (Yagma Anilari) Arjantinde (cok agir) gecen ekonomik buhranlardan sonra 2001 de yasanan ekonomik ve toplumsal krizle alakali bir belgeseldir.Orneklerine pek az rastlanacak bir bakis acisiyla cekilmistir.

Belgeseli izlerken gordugunuz ve ulkemizde yillardir yasadigimiz hala da yasamakta oldugumuz benzerlikler sizi sok'a sokabilir.

Ahlaksiz,vatan haini,hirsiz ve ulke ozkaynaklarini cok uluslu sirketlere yok pahasina satan politikacilar..
Imf yada Dunya Bankasi tavsiyesi; super yetkili bakanlar..
Devlet yonetiminin her kesiminde yasanan akraba ve ahbap iliskileri..
Dis mihraklarca satin alinmis politikacilarla isbirligi yapan ve ekonomik iliskileri bulunan dev medya patronlari,onlarin medya gucu ile aptal programlarla halkin beyinlerinin yikanmasi..
Yani halkin olup bitene karsi korlestirilmesi..
Yine dis mihraklarin maddi-manevi duzenledigi secim organizasyonlari.
Tum bu duzende azan kimisi devletle barisik,kimisi devletin ta kentisi ceteler..

Yine devletin her kurumuna bulasmis rusvet duzeni,tum bu kokusmus duzenin zorba, (cogu kanunsuz islerin aga babasi) kanun koruyuculari ve halka karsi tutumu..

Genellikle islerini bozanlara karsi,yada ortaligi bulandirmak,toplumu germek,korkutmak adina yapilmis faili mechul cinayetler,basta gazetecilere olmak uzere duzenlenmis bombali saldirilar (!)..

Tum bu pislikle savasmasi gereken adaletin sindirilmisligi,korkutulmuslugu ve cok uluslu basta bankalar olmak uzere tum buyuk sirketler karsisinda,karar asamasinda kendi halkina olan ihanetleri.

Yani tarafliligi.

Lafta..Yuce divanlar.

Yuce divanda suclulugu ayan beyan olan kisilerin illegal bir bicimde aklanmasi.

Tum bunlarin nedeni olan insanlari,kurumlari yargilamak ve elde ettikleri haksiz kazanclari (caldiklarini) ellerinden almak varken,butun bunlari halka odetmek adina uygulanan kemer sikma politikalari..

Ekonomik paketler,ekonomik onlemler..

Calisma saatlerinin artmasi,alinan ucretlerin gerilemesi..

Essek gibi calisan ama acliktan kirilan koca bir toplum.

Tum sosyal haklarini kaybetmis yada kaybetmek uzere olan emekciler..

Sagliksiz yasam kosullari..

Aclik,sefalet,aci,gozyasi..ve her seferinde daha da sertlesen halk !!!

Haklarini arama adina omuz omuza vermeleri.

Tek bir vucut olarak haksizliga,hirsizliga bu kokusmus duzene direnmeleri.

Ugruna olmeleri !!!

Hepsi bu belgeselde.Eminim okurken dahi akliniz bir yerlere gitmistir.Mutlaka izlemenizi isterim.

2 Temmuz (2010)

2 Temmuz 1993 yilinda 37 can,devletin ve guvenlik guclerinin gozleri onunde, sayilari sonradan binleri bulan yobazlasmis "Güruh Sürüleri" tarafindan diri diri yakilarak yok edilmistir.

O gun buyuk bir insanlik sucu islenirken, bu sucun ortaklarindan biride donemin Adalet Bakani (!) Refah Partili Sevket Kazan olmustur.Oyleki koskoca Adalet Bakani adliyede insanlari vahsice katledenlerin avukatligini yapmis ve onlari hapishanede ziyaret etmistir.

Gunler oncesinden bazi yobaz gruplarin olay cikarma egilimi bilinirken ve olaylar gelisirken ciddi onlemler almayip, adeta oturup izleyen donemin guvenlik gucleride en az donemin Adalet Bakani kadar sucludurlar.

Yillarca suren yargilamalardan sonra olaylara karistigi tespit edilen cok az bir zumre idam  cezasina,takibinde idamin kalkmasindan sonra omur boyu hapis cezasina carptirilmistir.Bu sure zarfinda biri o zamanin belediye meclis uyesi ve kiskirtici oldugu soylenen Cafer Ercakmak olmak uzere bir cok kisi firar etmistir.Sonuc olarak maalesef bu vahset insanlik tarihimizdeki kotu ve unutulmaz yerini bir kara leke olarak almistir.

Bir cogu daha hayatinin basinda olan,Sanatcilardan, Sairlerden, Yazarlardan,Gazetecilerden,Karikaturistlerden ve iki otel emekcisinden olusan aydinlarimizi rahmetle aniyor bu canlarin sorumlularina ve bu zihniyete sahip olan herkese lanetler yagdiriyorum !!!

Koray Kaya (12)
Asuman Sivri (16)
Menekşe Kaya (17)
Özlem Şahin (17)
Belkıs Çakır (18)
Nurcan Şahin (18)
Serpil Canik (19)
Serkan Doğan (19)
Yasemin Sivri (19)
Handan Metin (20)
Yeşim Özkan (20)
Ahmet Öztürk (21)
Ahmet Özyurt (21)
Kenan Yılmaz (21)
Ahmet Alan (22)
Murat Güneş (22)
Murat Gündüz (22)
Gülsüm Karababa (22)
Huriye Özkan (22)
İnci Türk (22)
Carina Cuanna (23)
Hasret Gültekin (23)
Sait Metin (23)
Gülender Akça (25)
Mehmet Atay (25)
Muammer Çiçek (26)
Sehergül Ateş (30)
Erdal Ayrancı (35)
Muhibe Akarsu (35)
Asaf Koçak (35)
Uğur Kaynar (37)
Edibe Sulari (40)
Behçet Aysan (44)
Muhlis Akarsu (45)
Metin Altıok (52)
Nesimi Çimen (62)
Asım Bezirci (66)

Not; Pkk'nin Sivas Katliamina misilleme olarak yaptigi soylenen "Basbaglar"da benim icin bir katliamdir.

Ikiyuzluluk..

Su an Kirgizlar, Ozbek azinligi dograyarak ve yakarak öldürüyorlar.Resmi rakamlar 200, resmi olmayan rakamlarsa 2 bin den fazla insanin yok oldugunu dusunuyor.Arada kadinlarada tecavuz ediliyor.Bu kanli siddetin ortasinda kalan cocuklarida dusunun.Zaten 250 binden fazla insan simdiden bu vahsetten kacmak icin evlerini terk etmis durumda.

Sevgili Basbakan, Hukumet yetkilileri ve Filistin icin ortaligi ayaga kaldiran arkadaslar..??...???.
Herhalde tipki "Gemi Baskini" olayindaki gibi topluca hareket etmek icin dogru ani bekliyorsunuz!.Zira Ozbeklerin %90'i, Kirgizlarin %80'i musluman (!) .Hemde turk orijinli kardesleriniz (!).Ama tum dunyayi seferber etmek dikkatini bu bolgeye cekmek icin hizli hareket edin, zira her gecen an vahsetin boyutu artiyormus!.

Bu arada savas ilan etmek ve mal boykot etmek icinde Rusya'yi secebilirsiniz.Zira en saf insanlar dahi Rusya'nin once ortaligi karistirarak sonra aradan cekilerek bu feci durumu yarattigini biliyor.

Musluman ve turk orijinli (!) kardeslerimizin birbirini bogazlamasini engelleyelim.Hadi goreyim sizi!!!

Not; Iki yuzluluk cok kotu birseydir !

Gemi Baskini Uzerine.

Kabul.Kabul etmeyen insan degildir!.Israil resmen bir siddet devletidir.Filistinde insanlar ambargo yuzunden sefil bir halde yasamaktadirlar.Yardima muhtacdirlar.

Bugun gozumun onune Basbakanin aciklamalarini okuduktan sonra "asla geri adim atmayan Israille" yakin bir zamanda birbirimize girme ihtimali geldi.Acik ve net bir savas mumkun olamaz.Dunya bunu asla istemez.Basbakan bugun (ne hikmetse yine isler yolunda gitmiyorken ortaya cikan bir olayin ardindan) dini ve milli duygulari oksamistir, yine mazlum edebiyati yapmistir.
"One Munite" den bu yana ne oldu?.

Dun butun dunya bir kez daha gorduki artik "Basa cuvalda gecirirsin, Gemisini basip vatandasinida oldurursun" ve Turkiye birsey yapamaz."Kimse sabrimizi test etmesin" laflarina benim karnim tok.Biraz daha sesimizi yukseltiriz, "Obama" baba gelir kulagimizi ceker.Sonra ic meselelerle olusturulan suni gundemlerle bu meselede unutulur gider ama Erdogan tipki "One Minute" olayindaki gibi gercekte hicbirsey yapmis olmadan puanlari toplar.

Ha bunlarin hicbiri olmadi Israille soguk bir savasa girdik bunun yararindan cok zarar verecegini en aptal insanlar bile bilir.Ustelik bizden daha zengin daha huzurlu daha konforlu bir hayat suren arap devletleri bu olayi sessizce bir kenarda izlerken bizim butun bu olacaklara katlaniyor ve katlanacak olmamiz dunyanin en aptalca seyidir.

30 senedir (ki aslinda cok daha eskidir) gormezden gelinen hafife alinan sorunlari halletmek net ve somut adimlar atmak, hala karsilikli akmaya devam eden bu kani durdurmak varken baskalarinin sorunlarina, zarar verecegi apacik ortadayken gogus germek nedir?.

Ben Kurt acilimi yuzunden oy kaybettigini anlayan zihniyetin saldiriya ugrama ihtimali %99 olan bu geminin gitmesine izin vererek ve sonrasinda yasanacak olaylarla kendisine cikar saglamaya calistigina adim gibi eminim.

Bu olay ve araya skstirilan "Yeni Ergenekon Dalgasi" ile  halk icin ve muslumanlik icin, 4 koldan savasan kahraman goruntusu vermeye calisan zihniyetin ici bostur.Samimi degildirler !

Lutfen Filistindeki insanlar icin yuregimizden kopup gelen uzuntulerimizi dile getirirken, bizim sorunlarimizin cozum bekledigini unutmayin!.

As bekliyoruz.Is bekliyoruz.Huzur, saglik, mutluluk ve egitim bekliyoruz !!!

(Hala bu cumleleri anlamamakta direnenlere soruyorum; Siz once kendi evinizin icindeki sorunlami ilgilenirsiniz, yoksa zarar verecegi asikar olan uzak komsunuzun sorunuylami ilgilenirsiniz?)

29 Aralik 2009 yeni yil tebrigi ve temennisi.

 
Iyi seneler..
Yedikulem, Samatyam, Kocamustafapasam..
Essiz Istanbulum..
Canim memleketim..
Ailem..
Dostlarim, Abilerim, Ablalarim..
Her zamandakinden daha dikkatli ve uyanik olun.
Haklarinizi bilin ve onlari koruyun..
Ilme, bilme inanin.
Dogayi, cevreyi, hayvanlari koruyun.
Insan haklarini ve esitligi savunun..
Sokakta yasayana kimsesize, garibana yardim edin..
Israf etmeyin,uretin..
Urettiginiz kadar tuketin..
Sevin,sevdirin..
Sevinin,sevindirin..
En onemlisi ne olursa olsun umut edin ve umutlarinizi barisa, huzura adayin..

15 Nisan 2010 Perşembe

I.M.F.


IMF Dış İlişkiler Direktörü Caroline Atkinson hanimefendi "Turkiye'nin finansal destege ihtiyaci yok, turk yetkililer krizi iyi yonetti turkiye krizden basariyla cikti" diye buyurmuslar.

Bende diyorumki evet evet muthis basari.
Her gecen gun artan issizlik ve aclik siniri..
Bir kuru ekmege muhtac yuzbinler..
Parasizliktan issizlikten cildirip karisini, cocugunu, anasini dograyanlar..
Boynuna ip gecirenler, kafasina skanlar..
Ekonomik buhrandan iclerinde bir gram huzur kalmamis, (parcalanan) aileler..
Umutsuzluktan, sıkıntıdan erken yasta cokmus gencecik ruh'lar..

Ha bu arada hizla zenginlesen belirli bir zumreyi, bu krizde bile rekor karlar elde eden para babalarini ve memleketin bir cirpida cogu degerinin altinda satilan topragini, kaynagini, sirketinide aklinizin bir kosesine not edin..

Akliniz varsada biraz oturun dusunun !!!

IMF'nin zaten ne bok oldugu belli de..

Yuh arkadas ya..

6 Nisan 2010 Salı

DIKKAT !

Anayasa Degisikligi oncesi hatirlamaniz, yada bilmeniz gerektigini dusundugum bir seyler var.Anayasa Degisikligi paketinde yargi icinde ciddi degisiklikler mevcut.Daha once yargi-hukumet kapismalarinda neler olmus hatirlayin istedim..Anlayin istedim..Bilin istedim..Demokrasi diyerekten son cumhuriyet kalesinide zaptetmek uzereler dikkat edin istedim !!!

Hurriyet yazari Yilmaz Ozdil'in "Hukuku Niye Sevmiyorlar?" baslikli
yazisindan alinmistir.

“Mayınlı araziyi el âleme verelim” yasası çıkardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti. “YÖK kadrolarına kimi istersek, onu alırız” yönetmeliği çıkardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti.“Maaşlı çalışanlar kümesteki yolunacak kazdır, bunların gelir vergisini artıralım” dediler, Anayasa Mahkemesi iptal etti. “Ormanarazileri boş boş duruyor, oralara otel kurulsun” kararı aldılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti. “Türkler kerizdir, tahvil gelirlerine yüzde 10 stopaj ödesin, yabancılar canımız ciğerimizdir, hiç ödemesin” uygulaması başlattılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti. “Askeri yargıyı boşver, tanımayız” düzenlemesi yaptılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti. “Memur ölene kadar çalışsın, çok istiyorsa, öldükten sonra emekli olsun” yasası çıkardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti. “Yabancı gelsin, canı ne kadar çekiyorsa o kadar toprak alsın” yasası çıkardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti. “Herkesin telefonu dinlensin, bu işin denetlemesini, Başbakankimi görevlendirirse o yapsın” hükmüne vardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti. “Memur kessin sesini, topluca şikâyet başvurusu yapmaya kalkarlarsa maaşları kesilsin”yasası çıkardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti. “Milli park hikâyedir, çevre raporuna filan gerek yok, nerede altın varsa, orayı siyanürlesinler” yasası çıkardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti. “Çiftçilik belgesi olmuş olmamış hiç önemli değil, ben kafama göre, kime istiyorsam ona tarımsal destek vereyim” dediler, Anayasa Mahkemesi iptal etti. “Erkek yapıyorsa çapkınlıktır, kadın yapıyorsa zinadır” yasası çıkardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti.

...
“Ahali uyanmadan GDO sokuşturalım” yönetmeliği çıkardılar, Danıştay durdurdu. “Kanunbenim... İstediğim hâkimin, savcının telefonunu dinlerim” yönetmeliği çıkardılar, Danıştay durdurdu. “Devlete ait arazileri canım kime istiyorsa ona tahsis ederim” dediler, Danıştay durdurdu. “Enflasyon oranı filan beni ırgalamaz, belediye otobüsüne yüzde 30, yüzde 50, istediğim kadar zam yaparım”kararı aldılar, Danıştay durdurdu. “Sınava gerek yoktur, liyakate ben karar veririm, kimi istiyorsam onu milli eğitim müdürü yaparım” dediler, Danıştay durdurdu. “İşime gelmeyen, biat etmeyen eczacının sözleşmesini feshederim” hükmüne vardılar, Danıştay durdurdu. “Elde  avuçta  ne  varsa sattık zaten, Seydişehir  Alüminyum’u  da  satalım”  kararı  aldılar, Danıştay
durdurdu. “Doktorlar ukalalık yapmasın, alayını taşeron yapalım,mal gibi kiralayalım” dediler, Danıştay durdurdu. “Maç başladıktan sonra kuralı değiştirelim, imam hatipler bu seneki sınava farklı katsayıyla girsin” kararı aldılar, Danıştay durdurdu. “Tekel’işakır şakır yabancıya sattık, bu işçileri ya kapının önüne koyalım ya da köle gibi çalışsınlar” hükmüne vardılar, Danıştay durdurdu. “Şeker fabrikalarını da Tekel gibi yabancıya satalım, nasıl olsa işçilerini 4C yaparız” dediler, Danıştay durdurdu. “Öyle her yerde içki içilmesin, sarhoş bunlar, karantina bölgeleri yapalım, vebalıgibi orada içsinler” kararı aldılar, Danıştay durdurdu.“Özürlülerin ne kadar özürlü olduklarını nüfus cüzdanlarına yazalım, kimliğini gösterdiğinde bilelim ne kadar özürlü olduğunu” yönetmeliği çıkardılar, Danıştay durdurdu. “İlköğretim çocuklarına okutmak için, içinde Atatürk’ün olmadığı Türkçe kitabı” yaptılar, Danıştay durdurdu.

24 Mart 2010 Çarşamba

Dr. Grigory PERELMAN

Rusya Petersburg'da karafatmaların istila ettiği küçük bir dairede oturan 44 yaşındaki Dr. Grigory Perelman, matematikçilerin kafasını yüzyıldır yoran Poincaré Sanısı olarak adlandırılan problemi çözdüğü için, ABD'deki Clay Mathematics Institute tarafından verilmek istenen 1 milyon dolarlik ödülü..

"Para veya ün beni ilgilendirmiyor. Hayvanat bahçesindeki bir hayvan gibi sergilenmek istemiyorum. Matematik kahramanı değilim. O kadar da başarılı değilim, bu yüzden herkesin gözünü bana dikmesini istemiyorum" 

diyerek reddetti...

ADALETIN OLMADIGI YERDE AHLAKTA YOKTUR !


Vallahi icim aciyor..Ondandir dillendirmek istiyorum.

Corum'da ikamet eden insaat iscisi 50 yasindaki Yusuf Sirem, bir hafta kadar once kalp hastasi esini hastaneye goturur.Esine anjiyo yapilirken Yusuf Sirem tedavi masraflarini karsilayabilmek icin Ankara'daki tanidiklarindan kapi kapi dolasarak borc para ister.Aksam olunca yakinlarda ikamet eden kizina gitmek icin yola koyulur.Bentdersesi mevkinde otubuse binmek isteyen Yusuf Sirem'in onunu 2 kisi keser.Tum parasini isterler.Cebinde sadace 20 lirasi bulunan Yusuf Sirem "param yok" der.Gaspcilar Yusuf Sirem'i 3 metrelik duvardan assagiya atarlar.Yusuf Sirem can cekisirken, onlar 20 lirayi alarak kayiplara karisirlar.

Ote yandan Ferrari isimli luks araba ureticisi yeni bir otomobil uretir.Turkiye'ye 8 adetlik satis  kontenjani verir.Kontenjan daha acilir acilmaz, butun Ferrariler kapis kapir satilir.Satis temsilcisi yogun talebi karsilayabilmek icin Italya'daki fabrikadan ek kontenjan talebinde bulunur.Ha aracin fiyati 380.000 euro karsiligi 800.000 turk lirasi..

Bu arada gecenlerde neredeyse ayni anda aciklanan rakamlara gore issizlik ve zengin sayisi oranlari artis gostermis.Tipki fakirlik, hirsizlik, adam oldurme ve gasp gibi.

"Adaletin olmadigi yerde, ahlak'ta yoktur."..Montaigne..

"Haksizligin karsisinda susan dilsiz seytandir"..Hz. Muhammed..

24 Şubat 2010 Çarşamba

ÇEVRE BİLİNCİ ; KULLANILMIŞ PİL


1 adet pil; Kadmiyum, Kursun, Civa, Cinko gibi oldukca tehlikeli agir metaller icerir.Bu maddelerin topraga karismasi durumunda su ile birlikte cozulerek once topraga, toprakla birlikte bitki ve hayvanlara, dolayisiyla insan sagligina buyuk zararlar verebilir.

Civa;  bobrek ve karacigerde tahribata, kas gucsuzlugune, denge bozukluguna, sagirliga, kansere ve sakat dogumlara..

Kadmiyum; yuksek tansiyona, doku tahribine, kansizliga, prostat ve akciger kanserine..

Kursun; bobrek hastaliklarina, halsizlige, mide rahatsizliklarina, kisirliga, kansere, bobrek ve beyin iltihaplanmasina sebep olurlar.

Ustelik bunlar sebep oldugu olumcul hastaliklardan bazilari.

1 adet kalem pil 4 metrekup topragi zehirler.Diger bir degerle,  1 adet kalem pil 800 metrekare topragi kirletir.1 santimetre topragin olusmasi icin ise 200 ile 1000 yil gibi uzunca bir sure gereklidir.

Kullanilmis piller, Kullanilmis Atik Pil Kutularina.!!!

Unutmayin Temiz Cevre, Temiz Gelecek.

ÇEVRE BİLİNCİ ; ATIK YAĞ

Dillendirmekte fayda var.Atik Yag'lar toksik ozelliklerinden dolayi bulunduklari ortami ciddi bir sekilde kirletip, ortamda yasayan canlilara zarar vermektedir.

1 litre atik yag, tam 1 milyon litre temiz suyu kirletmektedir.Ustune 72 milyon'u asan populasyonumuzu, kendimize has bol yagli  mutfagimizi ve o mutfaklardan (lokantalar vs. vs.)  bir yilda cikan 350.000 bin ton atik yag'i bir dusunun.

Ustelik kirlenen sadece su degil.Dolayli yoldan topragi ve havayida ciddi bir sekilde kirletmektedir.Yani atik yaglar cok ciddi bir cevre sorununa yol acmaktadir.Ben tabiki oncelikle cevre sorununu dillendirmek istedim.Olayin birde ekonomik boyutu var.Atik yaglari isleyen ve donusturen ulkelerinin ekonomilerine milyonlarca dolar katki yaptigida bilinmektedir.

Daha once duymustuk ve simdi biraz arastirinca gordukki aslinda atik yag'lardan cevreye zarar vermeden kurtulmak cok kolay.Cevre Bakanligi bir cok atik yag toplama merkezi olusturmus.Bravo aynen devam.Bir cok belediye hatta ozel kurumlarda bu is icin ciddi uygulamalara gitmisler.En akillicasi okullara atik yag bidon'u koymak olmus.Bu dahiyene fikir sayesinde hem cocuklar evlerindeki atik yaglari okullarindaki bidonlara tasiyarak cevreye ve ulke ekonomisine katkida bulunuyor, hemde bu yasta cevre konusunda duyarli olmayi ogreniyor.En azindan bir cogu ogreniyordur diye dusunuyorum.

Ucretsiz Alo Atik Yag Hatti ; 444 2845 'i Istanbul, Kocaeli, Bursa, Izmir, Antalya, Ankara ve Gaziantep illerinden arayabilirsiniz.Yine Alo Atik Yag Hattina yukaridaki iller disinda 0262 444 28 45 - 0262 754 16 59 nolu numaralardan ulasabilirsiniz.

http://www.atikbitkiselyag.com/icerikler/cevre03.htm adresinden, daha detayli bir sekilde atik yaglarin cevreye olan zararlarini ve kizartma yagini kullanma suresini ogrenebilirsiniz.

http://maps.google.com/maps  adresine "atik yag lokasyonlari" ve bulundugunuz sehri yazin.Olaki sehrinizde boyle yararli bir uygulama varsa harita uzerinde ve harita kenarinda adres bilgilerini gorebilirsiniz.

Unutmayin Temiz Cevre, Temiz Gelecek.

22 Şubat 2010 Pazartesi

SEFAM OLSUN OH OH !


Mekan: Dolmabahce

Taraflar: Basbakan ve 62 sanatci (?!)

Amac: "Sanatcilarla, Kürt açılımı'ni konusmak" !

Bu'da Bulent Ersoy'un soz aldiginda Basbakan'a soyledigi seyler (yorumsuz) ; Havaalanlarinda VIP (Ozel gecis) hakki, ucakta rahat etmek icin ozel koltuk.

19 Şubat 2010 Cuma

TARIK AKAN (LAR) RUTKAY AZIZ (LER) RECEP IVEDIK (LER)

65. gununu doldurdu Tekel Isci'sinin hakli eylemi !.Bugun iscilere bir destek'te Tarik Akan ,Rutkay Aziz, Tolga ve Pınar Sag'dan geldi.Iscilere bir konusma yapan Tarik Akan; Ulkem adina sizlere tesekkur ediyorum.Sizler unutulmus bir sey'i tekrar hatirlattiniz.Örgütsüz bir toplum toplum değildir, örgütü, sendikası olmayan işçi de işçi değildir. Bunları hatırlattınız sağ olun" diye bitirdi sozlerini.Gurur duymamak, duygulanmamak mumkunmu !.

Ayrica dusunmemekte elde degil.

Gercek sanatci kimdir?.Gercek sanatci nasil olmalidir?..Heleki memleketimizde "Halkin Sanatcisi" sifatiyla koseyi donmus ama o halk icin kılını kıpırdatmamis binler, onbinler luks icinde yasiyorken.Televizyon dunyasindaki, muzik piyasasindaki, sinema camiasindaki rezaletlikler zaten ortada.

Sinema dedik, daha 2-3 gun once yeni bir rekor kırdı adamin biri.Sadece ordan 10 trilyon !.Soyle bir dusundum.Ayni "karakter" ciksa ya ortaya, halkini ezen, asagilayan, ac  yasamasina goz yuman, oz'luk hakkini, yasama hakkini elinden almaya calisan sisteme soyle bir diklense ya !.

KONUSMA LEYNN dese ya.

ASABIYIMMM, SANDIKTA OCUMU ALIRIIIIIMM dese ya.

Yinede..Selam Olsun !!

Tarik Akan'a, Rutkay Aziz'e, Tolga ve Pinar Sag'a, Suavi'ye, Yavuz Bingol'e, Edip Akbayram'a, Grup Gundogarken'e, Mazlum Cimen'e, Nebil Ozgenturk'e, Ataol Behramoglu'na, Yilmaz Onay'a, Tugba Ozay'a, Derya Koroglu'na, Banu Avar'a, Emin Colasan'a, Mumtaz Soysal'a, ADD yonetim kurulu uyesi Suay Karaman'a, Tum Ogretim Uyeleri Dernegi baskani Alpaslan Isikli'ya, Chp'li Oguz Oyan'a, eski TMMOB baskani Kaya Guvenc'e, harcliklarini tekel iscilerine yardim icin acilan hesaba yatiran bir grup ilkokul ogrencisine, Carsi grubuna, tekel iscilerini ucretsiz tras eden Ankara Berber Show takimina, haklarinda tekel iscilerine destek verdikleri icin ailelerine sikayet dilekcesi gonderilen bir grup Hacettepe ogrencisine, ogrenciler ve emekcilerden olusan Bogazici Universite Temsilciligine, olanlara isyan edip iktidar dost'u gazetesinden istifa eden Salih Tuna'ya, yine adlarini yazmadigimiz memleketin dort bir yanindaki Sendika ve Sivil Toplum orgutlerine ve tekel iscisinin eylemine kendi caplarinda destek veren halkin her kesiminden memleket insanina..

Selam olsun !!!

SAKIN ÖLMEYIN, MEZARLAR'DA COK PAHALI !



Bu haber yorumu, bu yaziyi okuma zahmetine katlanacak herkesi ilgilendirebilir.Zira bir gun cat kapi issiz kalabilirsiniz, yillar yili anadan dogma bir hak gibi zaten yeni bir gune issiz uyanmak.Eger dede'den, baba'dan zengin degilseniz yada babaniz, amcaniz, ahbabiniz  politikaci degilse !!!.

Simdi dusene bir tekmede SGK'dan.

SGK (Sosyal Guvenlik Kurumu) issiz kalanlarin saglik hizmetlerinden yararlanma suresini 90 gunden 10 gun'e indirmis.(Zaten bu durumda toplamda 100 gun saglik hizmeti alabiliyordunuz).Bu demekki issiz kaldiginiz gunden itibaren siz ve birinci dereceden yakinlarinizin saglik hizmetlerinden yararlanma suresi artik 100 gun degil 10 gun !.

Sebebine gelince.Yetkililer Sosyal Guvenlik Reformu'nun 61. ve 67. maddelerinin  17 aydir yanlis uygulandigi soylemis.Sosyal Guvenlik Reformu'nun 67. maddesinde '60'ıncı maddenin birinci fıkrasının 'a' bendi kapsamında genel saglık sigortalısı sayılanlar, zorunlu sigortalıklarının sona erdiği tarihten itibaren 10 gun sureyle genel saglık sigortasından yararlanırlar. Bu kisilerin bir yıl içinde 90 gunluk zorunlu sigortalılıkları varsa, 90 gun daha bakmakla yukumlu oldugu kisiler dahil saglık hizmetlerinden yararlandırılırlar'diyor.

Yanlislik neresinde?!.

Zaten Sosyal güvenlik uzmanları 67. maddenin, 61 maddenin açıklamasını da içerdiğine dikkat çekerek sürenin 10 güne indirilmesinin yasaya aykırı olduğunu belirtiyor.
Simdi ortada cok garip durumlar var.1 cisi 17 aydir bir kanun nasil yanlis uygulanabilir !.2 cisi 17 aydir yanlis uygulaniyor denilen kanun'a Sosyal Guvenlik uzmanlari neden yanlis demiyor?!.Ustelik surenin dusurulmesini ise yasaya aykiri olarak nitelendiriyorlar.

Yada herseyi bir kenara birakip soyle dusunelim.

Issiz kalmis bir adamin, heleki Turkiye gibi pahali yasamanin dogal karsilandigi bir ulkede hayatini surdurebilmesini dusunun.

Bekarsa kolay kolay, destek almadan evlenemez.Ha evlenmeye hic niyeti yoksa, iyi bir sosyal hayat yasayamaz.Evliyse mutlu, sorunsuz bir aile hayati suremez, karisina varsa cocuklarina iyi bir gelecek saglayamaz.Iyi bir hayat sunamaz.Ailesi ile yasiyorsa bile, aile icinde (gamsiz degilse, kendince)  huzurlu bir sekilde barinamaz.Ustelik issizligin getirdigi  sıkıntılarla kendini olduren, yada birakin kendini oldurmeyi cinnet gecirip cevresine zarar veren insanlari hatirlayin.Yani issiz kalmis, yada hic is bulamayan  biri icin soylenebilecek olumlu hicbir sey yok.

Bu durumda kanunlarinin yaninda mi olmasi gerekir ?!.Yoksa elinde olan ufacik bir sansinin bile elinden alinmasimi gerekir ?!.

Is'un ucunda halkin paralari bos'a gidiyorsa reform tabiki gereklidir.Ama sizce kanunlar boylesi bir durumda kimin tarafinda olmalidir?.Hadi illa herseyi kanun cercevesinde yapacaksaniz (ki kanuni bir yanlis yok diyor uzmanlar) ilk basta milletvekili maaslari ve ozel harcamalari basta olmak uzere tum devlet sistemini harcamalar konusunda elden gecirin.

Bakalim ne gibi kazanclarimiz olacak ?!.

Sonucta issiz, parasiz kalirsaniz.Artik saglik hizmetlerinden bir surede olsa yararlanma hakkinizda yok.Yeni bir is bulana kadar (Milyonlarca rakibiniz var) saglik problemi yasamamaya hatta ölmemeye calisin !.

Cunku mezarlarda cok pahali...

17 Şubat 2010 Çarşamba

EBRU, YAŞAMINDAKI 4 EVRE VE SONUÇLARI.


1- Dort yil once universite sinavlarina hazirlanirken Ebru, tecavuze ugrar.
2- Ailesi tarafindan tecavuzcusu ile evlendirilir.2'de cocugu olur.
3- Hem tecavuzcusu, hem kocasi olan kisi tarafindan dayak yer.Surekli siddet gorur.Guvenli oldugunu dusunur (!), Baba evine siginir.
4- Bir iki gun once Tecavuzcu kocasi baba ile kizin yolunu keser.Iclerinde bulunduklari araci kursun yagmuruna tutar.

Sonuc;
Baba hayatta.
Tecavuzcu koca hapiste ( Iyi hal, hafifletici sebepler, af, kanuni bosluk vs vs).
Ebru ise topragin altinda !
Ustelik bu ilk'te degil.Benzeri hangi tip ulkelerde yasanir !.Yada cagdas ulkelerde ayni durumda, sonuclari neler olur siz dusunun.

Haa ! bu arada tecavuzcu kocanin ismi; Medeni.

TEKEL İŞÇİLERİ.

 

Malum konu.
Bir tarafta Tekel iscileri, bir tarafta Hukumet yetkilileri.
Ismi lazim degil, bir internet sitesinde son gunlerde bir cok iscinin, aclik grevinden dolayi yasadigi saglik problemleri soyleniyor.
Sonra diger bazi sendikalarin bu duruma destek vermek icin toplu eylem yaptiklari anlatiliyor.
Kimisi ise sinirli eylem, bir grup eylemci, sinirli bir kitle diyerek hukumete olan bagliliklarini dile getiriyor.
Kisisel vatandas yorumlari ise insani cileden cikartacak cinsten.
Bir arkadas diyorki "Herkes grev yaparsa bu ulkenin hali ne olur?"
Sanki ulkenin hali cok iyide..
Diger bir arkadasa %0,4 zammi hak gormus is vereni.
Dalga gecer gibi!!.
Ayrica Belirli bir zumre ulkeyi soyup sogana cevirirken, ogullarina, yegenlerine, ahbaplarina gemiler, tv kanallari, bol gelirli ve stratejik sirketler alirken, tekel iscilerinin yaptigi az bile.
Ulke insani olarak, haksizliga, hirsizliga ucunda bize zarari dokunan herseye aninda tepki vermeyi becerseydik zaten, en azindan bazi kazanclarimiz olabilirdi.
1 mayis'ta gorduk bu hukumetin isci'ye bakis acisini..
Isci, ciftci, memur bu ulkenin eti, kemigidir.Is gucudur.Herseyidir.
Hem bugun tekel'e, yarin sana, o bir gun bana.
Unutma !!!

KARŞILAŞTIRMA.

Bir Haber; Önceki gün yayımlanan Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği'ne göre, gayrimenkullerde vergiye esas olan metrekare maliyet fiyatlarına yüzde 12 ile yüzde 25 oranlarında artış yapıldı. Bu artış emlak vergisine yansıyacağından, ev sahipleri 2010'da daha fazla ödeme yapacak. Haber ev sahiplerini üzerken kiracıları da endişelendirdi. Ödenecek vergi yıllık da olsa, kiracılar ev sahiplerinin bu miktarı kira bedellerine yansıtmasından korkuyor. ( dikkat !! ) Daha önce yüzde 50 ila 100 arısındaki artışlardan şikayet eden kiracılar bu gelişme karşısında ikinci bir şok yaşamaya başladı.
......
La Coruna Ispanyanin kuzeybatisinda galicya bolgesinde bulunan modern bir kenttir.
Bende yeni ogrendim, Galicyanin baskentidir.
Ayrica Deportivo futbol takiminin sehridir.
Ev kiraliyorsunuz.
Icinde her turlu esyaniz var.
Cogu ev sahibi, evleri boyle kiraliyor.
120 metre kare.Ev'in on cephesi,oturma odasi,mutfak ve diger iki oda aksam saatine kadar gunes aliyor.Kocaman bir balkonunuz var.Odalar harika dizayn edilmis.Esyalar ve renkler enfes.Apartmanin kendisinde internet baglantisi var.Biri apartmanin kiracilarindan iki cafe var dibinizde.Yine hemen karsinizda 3 k.m. uzunlugunda plaj var.

Aylik ne kadar dersiniz?.
290 eurocuk.
580 tl ortalama.

Barcelona'da.
Assagi yukari bu ozellikte ve bu buyuklukte.330 euro.

HASANKEYF YOK OLUYOR !!!

Bilmeyen yoktur (?!), Yinede soyleyeyim.
Hasankeyf ( Hısn-Kayfa ) gecmisi cok eskiye dayanan tarihi bir kent.Oyleki yapilan arastirmalara gore, cevresindeki magaralarda, topragin tarima imkan vermesi sebebiyle ,ilk devirlerden bu yana insanlar yasamistir..ilk cagda ,bir Suryani Piskoposlugun merkezi olduguda bilinmektedir.Sonrasi, kimi egemenlikler.Muslumanlik kabul edildikten sonra fethin onem kazanmasi.Osmanli Donemi ve Cumhuriyet Donemi.
Ama Hasankeyf tarihini hic bir zaman gercekten anlayamamis, herzaman tarihine uygun bir fiyat bulan bir toplum tarafindan, tarihten  silinmek uzere.

Bazilari karar alir.Bazilari uygular.Tarih yok olur.Sonra "Tarih" cok onemli bir parcasini yok eden, kendi gozumde suclulari ve o suclulara bu yetkiyi veren bizleri "yargilar".
Yetki vermedigi halde ses etmeyenede, sitem eder.
Ustelik su an yasadigimiz donemde, Hasankeyfe bagli olan 21 koy'de yaygin olan dokumacilik sanati yok olmak uzere.Tarima elverisli alanlarda tarim yapanlari, tarima elverisli olmayan yerlerde hayvancilikla gecimini saglayan insanlari bir dusunun.Sonra balikcilar.Hatta su tarihi dunyanin dort bir yanindan gormek icin gelen turistlere,( 3 dil bilenleri olan ) rehberlik yaparak para kazanan cocuklarida dusunun.Onlarda tum renkleriyle yok olmak, degismek uzere.

36 yildir bir baraj projesi, bolgeyi her turlu yatirimdan yoksun birakmis.Insanlar bir sekilde geciniyor.36 yil once alinmis bir karar, bugunlerde uygulanmak isteniyor.Su'lar hem bu essiz tarihi, hemde o topraklarda yasamaya calisan insanlarin belkide geleceklerini yutacak.
Toplum olarak, ne olursa olsun, ne yaparsak yapalim degismez kanisi icimize yerlesmis.Ama ben hala tarih icin, cevre ve doga icin, baris ve huzur icin, ayni sarkiyi ankaradan ( yonetimde kim olursa olsun, onlar tarafindan ) duyulacak sekilde soyleyecek kalabaliga inaniyorum.
Inanan, inanmak isteyen varsa da, cevresindeki insanlarla konussun.Tartissin.Ogrensin, bilgi edinsin.Bilmeyeni bilgilendirsin.

Kimisi olmayan tarihini bile korumak ve tanitmak icin milli servetini harcar.Kimisi dunyanin en onemli tarihine sahip topraklarda, o tarihi yok etmek icin milli servetini harcar.

Bir nukleer santral yapmak cevre acisindan yeterli bir felakettir zaten.Barajda kalsin.Okul, Hastane filan yapmali.

Halkida luzumsuz enerji harcamamalari konusunda egitmeli.