24 Ağustos 2010 Salı

Flu bir resim."Mahmutbey Ilkogretim Okulu" ve Anilari uzerine

1987-1992 yillari.

1-A dan 5-A’ya.

Ilk iki sene Ekrem Karabag hoca ile okuduk.Sonraki 3 yil ise Nurgen Yavuz hoca ile.Nurgen hoca biraz sertti.Cabuk sinirleniyordu.O donem kizsamda bugun goruyorumki bende bir cok sey yasadiktan sonra cabuk sinirlenen bir insana dondum.Yani onu daha iyi anliyorum ve artik hic kizmiyorum.Ekrem hoca'da sert bir ogretmendi.Ama onu ara sira vurdugu sert tokatlara ragmen cok severdim.Cunku her tokatin ardindan kullandigi bir iki  izah cumlesini bile anlardi kucucuk beyniniz.Size karsi duydugu sevgiyi hissederdi kucucuk yureginiz.Yada anlamak ve hissetmek icin hep hazirdiniz ve bu isinizi kolaylastirirdi.Cunku bazen bir insani sevmek ve ona saygi duymak icin bir sebebinizin olmasi gerekmez.Evet Ekrem hocami cok seviyordum ve sanirim bugun maalesef hayatta degil.Topragi bol olsun.

Ilk iki sene siyah onlukle okurken sonraki 3 sene bende olmadigi icin uzulmeme dayanamayan 'haklarini ne yapsak odeyemeyecegimiz kisiler statusundeki' annemin yine gucunu,emegini ustumuzden hic eksik etmeyen babama bir sekilde aldirdigi mavi onlukle okudum.

Okulun ust giris kapisinin saginda hademe Abdullah abinin evi,solunda ust okul binasi vardi.
Merdivenlerden iniste solda mudurun odasinin oldugu okulun en buyuk binasi,saginda kantinin oldugu bina vardi.Bugun milyon cesit gida varken,hala o simitlerin ve gazozun tadini hic bir seyde bulamamamiz ne garip degil mi?.Kantinin oldugu binada Ekrem Karabag hoca ile okudugumuzu cok net hatirliyorum.Yine o bina diger binalardan farkli bir girise sahipti ve binanin arkasi sayilan kisminda ince govdeli Akasya agaclari vardi.Bu arada bina dediysek resimdede net olmasada,gorundugu uzere tek katli gecekondugu andiran yapilardi bunlar.Iste o agaclarin oldugu alan okulun ust girisinin oldugu caddeye bakardi. Hani su Mesut arkadasimizin evinin oldugu,okulun ust kapisindan cikip 5 adimda vardigi evinin oldugu cadde :).Yalan yok ben kiskanirdim.Cunku her tenefuste geberene kadar oyun oynardik.Tabi yorgun duserdik ve okuldan bir kac kilometre uzakliktaki eve gitmek cileye donusurdu.Ha meyve mevsimi geldiginde hicbir sey sorun olmazdi zira Mahmutbey'in meshur bostanlarindan meyve,sebze asirip enerjimizi toplardik :)

Okula Cuma pazarinin acildigi caddeyi kullanarak gelenler bilir,o yolun basinda Kayisi ve Incir agaclarinin oldugu bir bostan vardi.Kayisi,Erik,Incir,Uzum,Citlembik...Yetmedi salatalik ve misir bile asirirdik.Tabi evde 'bostanci amca sagolsun istedim verdi' diye yalanlar uydururduk.Bazen ust uste bu yalani yemeyeceklerini bilecek kadar uyaniklasip,onumuze cikan ilk tarlada kurumus agac dallarindan yaptigimiz  ates ile kozde misir sefasi yapardik.

Iste o yolu kullanarak benimle birlikte gelen durumu benim gibi pekte iyi olmayan (benden daha kotu olan) arkadaslar,her Cuma ikinci tenefuste baslayan beslenme saatinde icinde donemin en efsanevi meyvesi olan muz'unda oldugu zengin bir ziyafet cekerdi.Cadirlarini yayip meyve sandiklarinin uzerine orten abiler sicak cay peynir ve zeytinle kahvaltilarini yaparken bendeniz kisacik boyuyla o cadirlarin altindan suzulurdum.Tabi disari ciktigimda basta beslenme cantam olmak uzere bulabildigim her yere (koynum dahil)  muz oncelikli meyve doldururdum.(Pazarci abilerim haklarinizi helal edin ve beni affedin :) ).

Yine o alanda yikik dokuk bir ev vardi.Cikan bir yanginda karisini ve cocuklarini kaybetikten sonra delirdigi soylenen (yanlis hatirlamiyorsam) adi 'Deli Ali' olan yaslica bir adam vardi.Ilk zamanlar cok korkardik.Taki bir gun o bolgede bulunan bir evin,(tasmasi olmayan) kopegi saldirdiginda cigliklarimiza kosup hayvani kovalayana dek.Sonralari yine  korksakta en azindan gordugumuzde 'nasilsin amca' diyip hatirini soruyorduk.Ufacik bacaksizlarin ellerini baslarina goturerek verdigi bu selamdan sonra yuzunde olusan hafif tebessumune bugun 'belkide mutluluk' diye anlam verebilirken,zor yakaladigimiz bu tebessumden sonra sanki bizi hic duymamis gibi cekip gitmesini ise artik  huzunlu bir an olarak algiladigimi belirteyim.

...
Okula donecek olursak.Okulun ust girisinde solda kalan binada Nurgen hoca ile okudugumuzu hatirliyorum. Birinin o binanin catisinda yilan oldurdugunu gunude hatirliyorum.Yada sadece soylentiydi ama oyle birseyler hatirliyorum.

Bizim Sayit olabilir.
Bizim siniftan olupta,Sayiti hatirlayan varmi?.Tam bir serseri :) ozellikle Nurgen hoca yi delirtirdi.Sayit'in 'yemin ediyorum bir gun antep fistigi,muz,cikolata dolu bir torbam olacak' dedigini yine akabinde yasanan bir gun bana 'burda bekle' ve ayni yasta olmamiza ragmen 'Abini izle oluuuum ' dedigini, bir kosu firlayip Mahmutbey-Bakirkoy munibuslerinden birine soforu olmadigi anda girip,bir kac dakika sonra bozuk paralarla topuk yaptigini soyleyeyim.Tabi sonrasi cennet gibi gecen bir gun ve hemen ertesi hic durmayan ishal !.

Evet evet.Okulu anlatiyorduk.
Mudurun odasinin oldugu binanin arkasi ise adeta yagmur ormanlari gibiydi her turlu bitki bocek mevcuttu.Bizim gibi deliler disinda kimse ugramazdi oraya.Yine merdivenlerden indiginizde once Ataturk bustu sonra tam karsisinda cesme vardi.Hani su bazi musluklari olmayan coklu cesme.Cogu zaman suyu kesilirdi zaten.Bu durumda suluklari olmayanlar yada sulari bitenler olanlarin suluklarindan demlenirdi.Bizde ayni yontemi uygulayinca herkes susuz kalirdi.Cesmenin sol tarafinda govdesinde koca bir delik olan eski cam agaci vardi.Bazen o delige girip digerlerini izlerdim.O cam agacinin yaninda okulun buyuk kapisi vardi.Hatirlayanlar bilecektir,o dev gibi kapiya bir sekilde tirmanip tuyerdik.Yine o kapinin oldugu tarafta bir kirtasiye vardi.Sanirim tek kirtasiyemizde oydu.Dondurma ve Meybuz satardi.Dondurmaya para yetismediginden,hafta sonu pazarlarda soguk su satarak kazandigimiz parayla ozellikle cesmelerin bozuk oldugu zamanlarda meybuzlarla hayata donerdik.

Mudurun odasinin oldugu binanin hemen yaninda da tuvalet vardi.Malum tuvaletin tavaninda harcliyken yapilmis bir el izi ve tam hatirlayamadigim korku dolu hikayelerimiz vardi.Cunku bize gore o el izini bir canavar yapmisti ve tuvalete gittiginizde ortaya cikip sizi yiyebilirdi.Bazi arkadaslarin okulun duvarlarina isedigini hatirliyorum.Ben ise genellikle biri gelene kadar orada beklerdim :)

Cesmenin oldugu uzun ve duz duvarin,tuvalete sirtinizi verdiginizde hemen saginda kalan kisminda duvara yakin bir agac vardi.Bazen kopekler oraya yavrulardi.Seslerini duyar,gider severdik.

Okulun assagisinda yemyesil tarlalarin oldugu alanda,ayamama deresinin yakininda bugun tamamen yok olmus agaclik alanlar vardi,havalar isindiginda sinifca hatta yanlis hatirlamiyorsam okulca piknige giderdik.Tabi o zamanlar ayamama temiz akabiliyordu.Ayni alanda erik agaclarida mevcuttu.Bir tanesi eskimsi kirmizi erik agaciydi.Digerleri papaz erigi agaclari.Bogurtlen ve Dut agaclarida vardi tabi.Yine bir cok agacta kus yuvalari vardi.O agaclardan birinde ara ara gidip kontrol ettigim bir yuva vardi.Bir gun iki yumurta gormustum yuvada.Birine bakmak icin elime aldim,heyecanlandim ve dusurdum.Cokta uzuldum tabi.

O donem agaclari,tarlalari,minik su birikintilerini oralarda yasayan hayvanlari cok iyi bilirdik.Herseyi yasayarak ogrenirdik.Tabi o donem agaclarimiz,yemyesil tarlalarimiz ve hayvanlarmiz vardi.
Bu anlattiklarim size cok detayli gelmis olabilir.Ama aslinda bir cok seyi hatirlamiyorum.Yada en kotusu tamamen unuttum.Bir cok arkadasimin ismini, cismini unutmus bir haldeyim.Aslinda bir cok sey, okulumuza ait bu eski foto gibi 'flu'.Ama yinede hatirlayabildiklerimle,o donemde cocuk olmus o tarlalarda kosturmus agaclarina cikmis,meyvelerini yemis,kendi kendinide yetistirebilmis biri olaraktan cok mutluyum.

Son olarak diyecegim sudur.Cocuklugumuzdaki gibi baska bir gozle goremesekte hayati,en azindan dersimizi alip simdi yasadigimiz dostluklarin,arkadasliklarin ve yaptigimiz seylerin degeri bilerek ve sindirerek yasamaliyiz.

Daha sonradan 'flu flu' hatirlamamak ve hatta en kotusu unutmamak icin!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder